Oruc'un Bilimsel Araştırmaları..





Yunanca'da auto (kendisi) ve phagein (yemek) anlamlarına gelen iki kelimenin birleşmesinden oluşan autophagy hücrelerin aç kalarak kendilerini sindirmesi ve bu sayede yenilenmeleri anlamına geliyor. Çünkü hücreler bu şekilde programlanmışlardır, vücudumuzda belli sayıda hücreler vardır ve bu hücreler zaman içinde kendilerini yenilemek zorundadırlar, şöyle düşünün baş parmağımız milyonlarca hücrenin birleşiminden oluşmaktadır. Bunları pixel olarak algılayabilirsiniz, mikroskop yardımıyla bir dereceye kadar görülebiliyor ancak daha ileri teknolojiyle baktığınızda daha net anlıyorsunuz ki aslında tırnak yok onu oluşturan tırnak gibi görünmesini sağlayan hücreler var, tıpkı pixeller gibi. Bazıları kısa sürede yenilerken kendilerini, bazıları da uzun sürede yenileyebiliyorlar. Kaybolupta geri gelemeyen hücre yoktur. Kayıp hücreler fiziksel olarak görünürde olmasalar da bellekte saklı dururlar ve siz onların varlığını ya da yokluğunu bazı durumlarda ayırt edemezsiniz.


AutoPhagy'ye geri gelecek olursak eğer, Yoshinori Ohsumi 2016 yılında bitirdiği tezinde tam olarak bunu kanıtlamaya çalışıyordu. Temel olarak vücut hücrelerinin eskiyen mekanizmalarının (proteinler, hücre zarları vs.) canlılığını sürdürecek yeterlikte enerjisi kalmadığı zaman vücudun bu hücreleri geri dönüşüme gönderme süreci anlamına geliyor. Bu durum, daha çok hücrenin programlı ölümü olarak biliniyor. Hücreler belli sayıda bölündükten sonra ölmeye programlanıyor. Bu olay önce ölümle eşdeğer gibi görünse de sağlık için gerekli bir durum. Eskiyen hücrelere proteinleri parçalayacak enzimler gönderilerek, eski hücre zarları ve hücrenin içindeki diğer parçacıklar proteinlere dönüşüyor.


Autophagy, hücrenin kendini sindirmesi ilk defa 1962 yılında, fareye glucagon verilmesinin ardından karaciğer hücrelerindeki lysosome’ların (hücrenin parçalarını imha eden kısım) artmasının gözlenmesi ile keşfedildi. Nobel ödüllü bilim adamı Christian de Duve, ‘autophagy’ kelimesini ilk kullanan kişi oldu. Tahrip olmuş hücre altı parçacıklar ve kullanılmayan proteinler imha edilmek üzere işaretleniyor ve işin bitirilmesi için oraya lysosome'lar gönderiliyor.


Hücreler uzun süre aç kaldıklarında çözülüyorlar. Hücrelerin aç bırakılması autophagy'i tetikliyor. Gıda aldığımız zaman kan şekeri yükselirken, enerjinin hücrelerde depolanmasını sağlıyor. Aç kaldığımız zaman ise yaşlı hücrelerdeki enerjinin dışarı çıkması gerekiyor. Bu durumda yaşlı hücrelerdeki glucagon artıyor ve hücrenin içindeki parçacıklar çözülerek enerjiye dönüşüyor. Bunu da uzun süre aç kalmak yani oruç tetikliyor. Uzun süre aç kalınca hücreler çözülüyor, aynı anda büyüme hormonu salgılanarak yeni hücrelerin yapımı harekete geçiriliyor.


Yoshinori Ohsumi, hücrelerin yenilenmesi için yaşlı hücrelerin parçacıklarının imha edilmesinin gerektiğini, bunun da uzun süre aç kalarak mümkün olduğunu belirttiği teziyle Nobel Tıp Ödülü’nü aldı.

0 views0 comments

Recent Posts

See All