Oruç Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar #1

Updated: Apr 9




Tam anlamıyla Oruç Bakara Suresi’nin 183. Ayetinde belirtilmiştir:


‘’Ey iman edenler! Sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sakınasınız diye sizin üzerinize de sayılı günlerde oruç yazıldı. İçinizden hasta ve ya yolcu olan, başka günlerden sayısınca tutar. Orucu tutmakta zorlananlar için bir yoksulun (günlük) yiyeceği kadar fidye yeterlidir. Bir iyiliği mecbur olmadan yapan için bu (yaptığı) iyidir. Ama orucu tutmanız -bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır.’’


Bu Ayet’ten anlaşılacağı üzere, oruç bize farz olarak getirilmiştir, ancak farz olmasına rağmen tutamayan kendine güvenemeyen olursa bunun karşılığında bir fakire yardım ederse tutmuş gibi olacaktır ancak devamında da belirttiği gibi tutarsanız sizin için daha hayırlıdır diyerek tavsiye edilmiş sağlık açısından olumlu etkileri olduğu belirtilmiştir. Bilim adamlarının da araştırmaları günümüzde Orucun gerçekten faydalarını kanıtlar nitelikte.


Toplumda Oruç ile ilgili doğru bilinen bir çok yanlış mevcut, bunlardan en önemli olanı Orucun sadece Müslümanlar tarafından tutuluyor olması. Dünya üzerinde bulunan Din ve Felsefik oluşumlar da dahil olmak üzere bir çok inanış oruç tutmaktadır. Kimileri Allah’a daha yakın olmak adına, kimileri Allah’tan korktuklarını ve şükranlarını bildirmek adına, kimileri de ceza olarak Oruç tutarlar. Oruç tutan dinler ve Felsefi oluşumlar; Müslümanlık, Budizm, Hristiyanlık, Musevilik, Taoism, Jainizm, Maniheizm ve Hinduizm.

Oruç tutmak, dine, felsefesi inanışa göre bazen birkaç saatten birkaç haftaya kadar sürebiliyor, ancak bir çoğunun ortak noktası gece boyunca herhangi bir kural olmaksızın yeme içmeden özgür olmaları. Örneğin; Hristiyanlıkta, farklı zamanlarda ve farklı şekillerde oruç tutan birkaç farklı mezhep vardır, Katolikler Oruç dönemlerinde Cuma günleri et yemezken, Mısır’da bulunan ve Mısır’daki Hristiyanlığın ana formu olan Coptic Hristiyanlar ise yıl boyunca toplamda 210 gün farklı farklı sürelerde oruç tutuyorlar, 8 ayrı oruçtan oluşan bu uygulamalarda her biri farklı zamanlarda ve farklı sürelerde olmak koşuluyla Oruç tuttukları bu dönemlerdeki perhizleride farklı şekillerde ve benzersiz şekillerde oluyor.


Oruç tutan bazı kültürlerde herhangi bir dine ya da felsefeye göre değil tamamen kendi düşünceleri ve isteklerine göre ya da tarihte yaşanmış bazı olayların sonucunda kendilerine verdikleri cezaların sonuçları olarak oruç tuttukları da görülüyor. Örneğin; İsviçre’nin Cenevre kentinde, Her yıl Eylül ayında Cenevre Kantonunda (İsviçre’ Konfederasyonu Oluşturan Devletlerden Her Biri) resmi tatil ve oruç günü olan ‘’Jeune Genevois’’ yani ‘’Cenevre Orucu’’ adı altında Oruç tutuluyor. Bunun nedeni ise Orta Çağ’da yaşanan savaşlar ve salgınlardan sonra resmi olarak pişmanlık göstergesi anlamında oruç günleri ilan edilmiş.


Budizm oruca belki de Müslümanlıktan sonra en önem veren dinlerdendir, Buda’ya göre ne dünyaya bağlanmak ne de dünyadan vazgeçmek gerekir, bu amaçlara ulaşabilmek adına koyduğu kurallardan biri de her 2 ayda bir oruç tutmak ve bu süre içerisinde işlemiş olduğu tüm günahları toplum içerisinde itiraf etmektir. Budaya göre sonsuz kurtuluşa yani Nirvana’ya engel olan tek şey arzularımızdır. Kurtuluş ancak arzularımızı terk etmekle olur ve terk etmenin yollarından bir tanesi de oruç tutmaktan geçer.

Maniheizm’de oruç Güneş için ve ya dua etmek amacıyla tutulur. Babil ve Asurlarında oruca büyük önem verdiği bilinir, eski Mısır’da ise oruç yalnızca bayramlarda tutulurdu. Keltler’in, eski Romalıların ve Yunanlıların da orucu felaketlerden kurtulmak adına tuttuğu bilinir.


Hint dinlerinden biri olan Jainizm’de orucun kuraları daha serttir. Jainistler kesintisiz olarak 40 gün boyunca oruç tutarlar. Jainizm’in kurucusu olan Mahavira’nın kendisine işkence yaparak dinde yüksek dereceye ulaşmaya çalıştığı, et ve yumurta tüketmediği ve hatta ölünceye kadar da oruç tuttuğu söylentiler arasındadır.

Güney Asya Hint dinlerinden olan Brahmanizm’de her ayın 12 ve 13. Günlerinde oruç tutmak gelenektir. Brahmanizm’de yaşlılar, hastalar ve çocuklar dahi oruçtan muaf değillerdir. Bazıları insani isteklerini yenebilmek adına 15 gün boyunca oruç tutarlar ve bu süre içerisinde bir yudum sudan başka bir şey yiyip içmeleri oruçlarını bozar.

Doğu kültürlerinin dinlerinden olan Taoizm’de oruç farklı şekilde ele alınmıştır, onlar orucun sağlığı koruduğuna ve yaşlanmayı geciktirdiğine inanırlar, Ayrıca Çinliler önemli bayram günlerinde ve kötülüklerin çoğaldığı dönemlerde de kendilerini korumak adına oruç tutarlar.


Hint dinlerinden biri olan Hinduizm’de oruç nefsi terbiye etmek için yılın belli aylarında ve günlerinde tutulur. İbadet amacıyla duaların okunduğu günlerde de oruç tutulması gereklidir. Hinduizm’de genellikle belirli başlı gıdaların yasaklandığı bir oruç şekli bulunmaktadır.


Musevilikte oruç Yom Kippur olarak adlandırılır. Tevrat’ta bazı günlerde oruç tutulması emredilmektedir. Yahudilikte oruç nefsi terbiye etme ve acı çekme aracı sayılırken, bazen de Allah’a yakınlaşma aracı olarak kabul edilmektedir. Tevrat’a göre, Hz Musa Tur dağında 40 gün 40 gece kalış ve bu süreyi oruç tutarak ve ibadet ederek geçirmiştir. Arabistan’ın çeşitli bölgelerinde yaşayan Yahudiler, oruç tuttuklarında yatsıdan sonra da bir şey yemezlerdi, hatta bazı Müslümanlar da oruçla ilgili ayetler gelmeden önce aynı Yahudiler gibi hareket ederlerdi. Babil döneminde matem ve üzüntü sembolü olarak oruç tutulurdu. Yahudiler Allah’ın kendilerine felaketler verdiğine inandıkları dönemlerde sürekli oruç tutarlardı. Oruca çocuklar 12 yaşlarından 1 ay aldıklarında başlarlar, Yahudiler için büyük önem taşıyan oruç Yom Kippur adı verilen kefaret orucudur Kippur ‘Pişmanlık’ ya da İbranice’de ‘Tövbe Günü’ anlamına gelir, Yahudiler bu özel günde günahlarından pişman olurlar ve onların kefaretini Yom Kippur gününde öderler. Allah’ta onları affeder. Yom Kippur’da imsak önceki akşam güneş batarken başlar, o gece ve ertesi günün sonunda ilk iki yıldız görülünceye kadar devam eder ve yemek içmek kesinlikle yasaktır. Yom Kippur orucunun Hz. Musa’nın Allah tarafından indirilen ayetleri almak adına Tur Dağı’na gittiğinde Yahudilerin altın bir buzağıya tapınmalarından ötürü tutulduğu anlaşılmaktadır. Yahudilerin Babil dönüşü sonrasında Kudüs’ün tahrip edilmesi ve diğer felaketler nedeniyle 4 ayrı oruç daha onlar için ortaya çıkmıştır, bazı Talmud yorumcuları, bu 4 orucun başka devletlerin himayesi altında yaşayan Yahudilerin tutması gerektiğini aksi taktirde gerekli olmadığını belirtmektedir ve Yahudilerde oruç genellikle şafağın sökmesinden ilk iki yıldızın görülmesine kadar geçen süre içerisinde tutulmaktadır, Ancak Yom Kippur gibi bazı oruçlar bir akşamdan diğer akşama kadar sürer.


Hristiyanlık’ta oruç İslamiyet’teki gibi farzdır. Hristiyanlıkta oruç kilisenin 3. emridir. Hristiyanlıkta oruç ve perhiz aynı anlamda kullanılmaktadır. Orucun anlamı Hristiyanlıkta işlenmiş günahların cezasını bu dünyada çekmeye başlamaktır. İncil oruca büyük önem verir ve övgüyle bahseder ancak orucun zamanı ve uyulacak kuralları Hristiyan mezhepleri arasında farklılıklar gösterirler. Hristiyanlar oruç tutmaya 21 yaşında başlarlar ve 60 yaşına kadar oruç tutarlar. 2 çeşit oruç bulunmaktadır, Okaristi Orucu yani şükran orucu ve Ekleziyastik Orucu yani kilise orucu. Bu 2 orucuda Katolikler tutarlar, Protestanlar tutmazlar. Hz. İsa’nın öldükten sonra dirildiği ve göğe çıkarıldığına inanılan Paskalya Bayram’ında oruç tutulması önemlidir.


Oruç yüzyıllardır var olan ve gelecekte de bir çok kültür için düzenli bir uygulama olmaya devam edeceği öngörülen, bilimsel çalışmaları yapılmış, beden ve ruh sağlığı açısından insanı dinginliğe ulaştıran bir ritüel olarak uygulanacaktır. Bilimsel araştırmaların sonuçlarında da yararları kanıtlanan orucun, günümüzden belki de daha çok gelecekte bütün dünya tarafından yapılan bir uygulama haline gelecektir.

3 views0 comments

Recent Posts

See All